Ay nasıl varoldu ?

7 Nisan 2012


Ay dosyasını istek üzerine yazıya dökmek sureti ile yeniden açıyorum. Umarım daha fazla bilgi için istek sunan arkadaşlarım bu defa tatmin olurlar. :)

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81′de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür Güneş sistemimizde başka örneği yoktur Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor


Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17 yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiç bir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul.

Ayın oluşumu hakkında dört teori vardır Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir Ayrıca Dünya’nın ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığım, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz Yani bu üç teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?

Dördüncü teori ise şu anda bilim çevrelerince en çok kabul gören teoridir Bu teori hem ay ın kimyasal diziliminin Dünya ile aynı olmasını, hem iç yapısının dünya gibi yani bir gezegenimsi gibi olmamasını, hem de yine diğer büyük uydu oluşumlarında ve gezegenlerinde olduğu gibi kütlesi ile orantılı bir demir çekirdek barındırmayıp küçük bir çekirdeğinin olma nedenini açıklayabilmektedir.

Önce görsel bir örnekle durumu gösterelim


Yukarıdaki illüstrasyon uzak bir sistemde meydana geldiği düşünülen bir olay ile ilgili NASA çizimidir Burada mars büyüklüğünde bir gezegene ay büyüklüğünde bir cismin çarptığına dair tayf analizleri sonuçlarından hareket edilmiştir

Biz şimdi bu resmi sistemimize göre yorumlayıp, mars büyüklüğünde gezegen yerine Dünyamızı, ay büyüklüğünde cisim yerine de mars büyüklüğünde bir cismi koyalım. Böylelikle olayın resmi yukarıdaki resim ile orantısal olarak hemen hemen aynı olur (Evet mars az daha büyüktür )

İşte ay ın meydana gelme nedeni budur Aslen orijinalinde daha küçük olan henüz soğumamış olan sıcak dünyamıza bundan 4,5 milyar yıl kadar önce (dünya kütlesi küreselleştikten yaklaşık 45 milyon yıl sonra) mars kütlesine yakın bir cisim hızla çarpınca, bir yandan zaten henüz kabuğu olmayan mantonun içine gömülürken,cismin büyük kütlesi ve çarpmanın etkisi ile büyük oranda erimiş kaya uzaya saçılmıştır.

Eğer ay dünya ile birlikte oluşmuş olsaydı yörüngesi bu kadar uzakta olamayacağı anlaşılmıştır (384400 km) Bu da bizi epey rahatsız eder, kütlesi bir uydu olarak orantısal açıdan epey iri olan ay belki dünyaya düşerdi sonradan Uzayda gezerken de yakalanmış olamaz, yukarıdaki açıklamaya ek olarak ay daki izotop dizilimi dünya ile aynı yerde oluştuğunu gösteriyor Momentum hesapları ve simülasyonlar böyle bir çarpışmanın ay ın bulunduğu yerdeki konumunu oluşturabileceğini de göstermiş durumda Bir süre dünyanın çevresinde halka gibi dönen bu ergimiş kaya parçaları kütle çekimi nedeniyle birbirleriyle de çarpışıp birleşerek bir yığın gibi, küçük çekirdeğe sahip, herhangi jeolojik aktivitesi olmayan dev bir taşa benzeyen uydumuzu oluşturmuş.

Buna ek bir bilgi olarak aynı şeyin aynı dönemlerde Mars ın başına da geldiği, uydusunu yuttuğu ve bu nedenle manyetizmasını yitirip atmosferini kaybettiği biliniyor Dahası, bu küçük gezegenimsilerin ve henüz oturmamış gezegen yörüngelerinin genç bir yıldız sisteminde çok sayıda çarpışmaya neden olduğu da güneşe benzer genç bir yıldız sisteminde gözlendi, yukarıdaki temsili çarpışma resmi de aslında ona dair zaten.

Kısacası ay ın oluşum nedeni başka bir gezegenin dünyaya çarpmış olmasından ötürü İlginç olan eğer bu olmasaydı dünyadaki yaşam sürekli dönen manyetik motor olmayacağı için bu kadar güvenli olmayacaktı canlılar için ve muhtemelen onca suya ve kimyasal reaksiyon ortamına rağmen, bitkisel yaşamdan öteye geçemeyecekti.

 Konu ile ilgili video bir önceki Ay dosyasında. Ulaşmak istersen burata tıkla..

Kaynaklar :
http://www.frmartuklu.net/ (yazar BlueBird ve yazar Mavi_Sema )
http://tr.wikipedia.org/wiki/Wiki
http://news.nationalgeographic.com
(Bilgilendirme amaçlı alıntı içerik)
 Anıl Özer | Kişisel Weblog

5 Yorum

EDA
8/4/12

Edebi nitelikli bir blog olarak varolduğun için böyle bilimsel nitelikli yazıların ilgimi çekmediğini söylemem gerek. :)

Bu bilgi derlemesi için teşekkür ederim dostum. İsteklerimizi karşılıksız bırakmıyorsun.

Evrim
8/4/12

Duygusal nitelikli yazılar gitgide azalıyor Anıl. Duygularını yazmaktan çekinme. Hissettiğini kaleme almana alıştık biz. Sen de yazmaya alıştın. Yazmadığın gün içe doğru çöküşün başlar. Tıpkı kızıl dev bir yıldızın beyaz bir cüce yıldıza dönüşmesi gibi. Bu aralar senin karamsar olduğunu hissediyorum. Zira ne zaman karamsar olsan bilimsel nitelikli yazılar paylaşmaya başlarsın.

Caner
8/4/12

Dostum bu açıklayıcı bilgiler için teşekkürler. Alperin de söylediği gibi bizi kırmamışsın. :))

Aslında 4.teorininda açık kalan noktaları var. Ay'ın nasıl oluştuğunu kesin olarak bilmek imkansız.

Yorum Gönder

 
Web Analytics
Creative Commons Lisansı Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net