Yazmak ya da yazmamak !

6 Ocak 2013


    Crazywomenrosemary gitti. Artık yazmayacağını söylüyor bloguna. Değer verdiğim, tabiri caizse "polyanna" blogum "Lafanino" sanırım bir süre yazısız kalacak. Emmastepan'ın yazdığı "Dural zamanlar" da kapatmış kendini insanlara. En değer verdiğim, en sevdiğim satırları göremiyorum artık. Olsun arada gider blogcular, sonra geri gelirler ama sonra yine giderler. Öyledir blog yazmak. Hem vefalısındır hem de iflah olmaz acımasız bir suikastçi. Gün gelir yazılarınla taçlandırdığın bloguna küsersin. Gün gelir o emeklerini hiçe sayar ve tek bir bıçak darbesiyle öldürürsün blogunu. Hepsi var blogculukta. Hepsi var..
    Kolay değildir blog yazmak. Daha ilk satırda karşılaşırsın ikilemlerle. İlk evvela kimliğini açıklamak ya da açıklamamak konusunda tereddüte düşersin. Sonra karar verir ve kendini gizlersin. İlk blogunda her zaman bir takma isimlesindir. Ama bil ki bu yetmez. Bağırdığında, ağlamak istediğinde duyulmaz çünkü. Bir pokemondan farksızsındır. Kimliği belirsiz bir soytarı gibisindir. Neye ve kime konuştuğu belli olmayan muallak böceğisindir.
    Sonraki blogların, psikolojin için yeterli olsun diye kendi kimliğini ortaya koyarsın. İşte o ağlayan adam, işte o gülümseyen adam benim dersin dünyaya. Saklandığın yerden çıkmanın verdiği güzellikler ile başbaşasındır. Bilirler seni, tanırlar. Etrafında insanlar oluşur. Gerçek insanlar. Sahte olmayan.. Çünkü ortada bir samimiyet vardır. Zira sen kendini kimliğinle ortaya koymuşsundur.
    Ama o da ne. Düşmanlar da bitivermiştir etrafta. Zayıf noktalarını keşfetmek isteyen bir grup peşmerge. Teröristtir onlar. Ruhunu katletmek isteyen teröristler.
    İlk blogum 2002 de yazmaya başladığım "Psikonevroz" du. 2004te iki yayın evinden teklif almış olmasına rağmen 2005te kendi ellerimle öldürdüğüm blogum. Yıl 2008 ve "Şapşal Koala" dönemi. 2011 de ise yeni bir cinayet. 2011den bu yana kendi kimliğimle yazıyorum. Keyifli olmasının yanısıra aldığı eleştirileri hayal edemezsiniz. "Kendine ağlama duvarı yapmış" diyenler, "kendine kurduğun sahte dünyada" diye söze başlayanlar, sevdiğiniz kızın resmini kenara koydunuz diye ağır eleştiriler sunanlar, "kendi reklamını yapan bir pislik" diyenler.. Hepsini duydum. Hepsini sindirdim. Olsun.
    Bir amerikan şirketi olan blogger'ın bize sağladığı bu bedava alanda yazdıklarımız için takdir de görüyoruz, ağır eleştirilerde alıyoruz. Hem yaşatıyoruz, hem de ince hesaplar yapan katiller gibi öldürüveriyoruz. Yazabiliyoruz çünkü.. "Yazabilenler duygularını en uç noktalarda yaşayanlardır. Gülerlerse tüm benlikleriyle gülerler, ağlarlarsa tüm gözyaşlarını akıtırlar."
    Herkes tam manasıyla tüm duygularını aktarmıyor bloguna. Her girişimde yüzümü gülümseten bloglar var. Mesela Ayça'nın yazdığı "A View From The Moon".  Bu kız hiç mi hüzünlü olmuyor dedirten bir blog. Gülümsemesi bol, hüznü eksik..
    Ve "Bi Yazıp Çıkıcam Zaten" isimli, okuduklarımı her daim anlamaya uğraştığım hüznü ve karamsarlığı bol blog. Gülümsemesi eksik..
    Bir de kendini tüm dünyadan ve insanlardan gizlemiş, keşfedilmek endişesi, okunmak endişesi olmayan bloglar var "Aşk.." gibi..
    Yazmasam ne yaparım diye düşünüyorum şu sıralar. Emin olun çıkış yok. Bazıları için "yazmak" fiilinin tek çıkış olduğu bir hayat var. Çünkü yazabilenler aynı zamanda düşünenler ve hayal kuranlar. 

Tam da yazıyı yazarken bana eşlik eden müzik ti "Çığlık çığlığa"
Anıl Özer

16 Yorum

Bu senin yazabilen halin mi? Yapma Anıl. Seni en iyi okuyucuların tanır. Anan, babandan bile öte. Neler gizli bu cümlelerin ardında böyle...

MYAN
6/1/13

CWRM de gitti ha.

Emmastepan hep gizemli bi yazar oldu zaten. Şimdi toptan gizlemiş. Ne yapalım.

CWRM de yine yazar umarım..

Sen hüzünlenecek bişeyler mi arıyosun?

Hepimiz bi süre yazdık sonra da bıraktık. Blogcuların geçtiği her zamn ki yol. Sen de bir gün bu blogu yazmayı bırakacaksın ikimizde biliyoruz. :)

Her zaman aynı senaryo eski dost. :)

7/1/13

"Huzunden uzak sarkilar biraz eksiktir" diyorsan, bence de oyle. Ama kendini oldugu gibi aktarmanin cok harika bir fikir olmayabilecegini senin bir yazindan ogrenmistim daha blog yazmaya ilk basladigim zamanlarda. "Yazmiyorum artik ulen" der gibi bi havada birakmistin hani en son, nedenini aciklamistin da. Haaa iste huzne fazla bulasmamayi o siralar aklima koydum (hep senin yuzunden).

Bana bulasma/saldirma/dedikodu/ileri geri konusma/vb. isler cevirme ihtimali olan insanlar var. Bir kere: Calgary gibi kimsenin adini duymadigi 1 milyon nufuslu bir sehirde adi Ayca olan kac tane Turk kizi vardir sence? Bence 2'den azdir. 1500'den az Turk, cogu beni taniyor, nasil taniyor: Gerizekali bir evlilik yaptim, bir isadamiyla, polislik olduk ayrilirken, ask-polisiye-entrika-gerilim... hikaye cok satti, bir cok kisi ordan taniyor. Ben hakliydim -ama kim takar, camur at izi kalsin... Sonradan kulagima atilan iftiralar geldi, ama dedigim gibi: Kim takar. Hayatimi sirf meraktan dolayi rontgenlemek isteyenleri telefon listemden ve Facebook hesabimdan sutladim ve kendi yoluma baktim. Utanacagim hic bir sey olmadigi icin olanca acikligiyla yaziyorum, kendi ismimle, ama kirilgan zamanlarimda yazdiklarimi yayinlamiyorum: Cunku beni arabesk okumaktan daha cok zevk alacak okuyucu kitlesine hitab etmek istemiyorum.

Hem bir de, soz ucar yazi kalir. Huzunlu yazinca o da kaliyor. Nacizane fikrim: bence kalmasin... di mi ama?

@aycasevmeyenlerimin atakta olduğu bi dönemdi. :) şimdi de boş durmuyolar da ben güçlendim. :) sahte zayıf yanlar verdim ellerine. Tuzağıma düşürdüm onların ruhunu. :) işe yaradı blogum. :)
Ben ne demiş olsam da, görüyosun işte, sahte-gerçek tüm hallerimle buradayım. Ne zamana kadar kalabileceğimi de merak ediyorum ha. :)

Atlattığın şeyler seni daha güçlü kılmış.. Görüyorum. Ben en çok kitleyi bloglarımı ağlama duvarına çevirince almıştım. Hüzünle daha iyi yazılar çıkıyordu çünkü. Öyle de alıştı o kitle ve halen daha okuyucularım arasındalar. :)Keyifli yazdığımda sallamıyolar pek :)

Arabesk diye eleştirebilirsin beni. :) Ben hüzünlü yazınca da kalsın derim. Blogda değil ama bende kayıtlı bi arşiv var. Anlatamam sana. :)

Ama sen kendi fikirlerinle varol. Zira ben tavsiye verebilecek bir duygusal olgunluğa sahip değilim. Belki de tavsiye almalıyım senden :)

@Tuna ASLANTURKBelki bigün ama bujgün değil :)

@MYANGelir geri.. gelmeli..

@Utopia (Alper Değirmencioğlu)Çok şey gizli ve sen anlayabileceklerdensin..

Gitmek mi zor kalmak mıı
bloğum benden davacı :d

12/1/13

@safransarıBazen gitmek bazen de kalmak zor oluyor blog yazarları için.

Bende çok üzülüyorum okumayı sevdiğim bloglar yazmayı bıraktığında.
Ama bzen ister istemez ara veriyor insan.
Ben yine de zaman yenik düşmemek için eski yazılarımla güncelliyorum blogumu.
Sevilenler gitmesin :)

16/1/13

@~♡ηυяѕαℓкιмι™Her zaman yazmak için sebepler var.. ve bazen de yazmamak için.. CWRM için şimdilik terazinin diğer tarafı ağır basmış olsa gerek.. Bİr gün tekrar yazacak ama.. biliyorum..

"Yazabilenler duygularını en uç noktalarda yaşayanlardır. Gülerlerse tüm benlikleriyle gülerler, ağlarlarsa tüm gözyaşlarını akıtırlar."


Merhaba sana senin sözünle merhaba demeye geldim.:)
A View From The Moon. -Bi Yazıp Çıkıcam Zaten-Dural Zamanlar ve yorumdaki arkadaşları izliyordum, bu bundan böyle izlemeyeceğim anlamına da gelmez.Seni Şapşal Koala dan beri abone gibi okumaya geldim yazılarını paylaşımlarını severek izledim,okudum.
Bloğumda da açıkladığım gibi blog için son günlerde zaman ayıramıyorum yoğunlaşmam gereken bir dönemden geçiyorum ileride kim bilebilir yine aranızda olabilirim.Hedefe ulaşabilmem için duruma yoğunlaşmam gerekiyor.Sizleri burada tanıdım blog kimliğinizle sevdim.

Sen Anıl cım gerçekten blog dünyasında değer verdiğim ve bana değerli olduğumu hissettiren
blog arkadaşı oldun sevilesi ve dost canlısı,arkadaş zengini biri olarak gördüm seni
seni sevdiklerine ve sana emanet ediyorum sevgiyle kal hep sevekal.

17/1/13

@crazywomanrosemaryOkumaya devam edeceğini biliyorum.. Ben de dönem dönem yazmayı bıraktım ama okumayı bırakmadım.. :)
Belki bir gün yine yazarsın.. :)

Yorum Gönder

 
Web Analytics
Creative Commons Lisansı Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net