23 Ocak 2012

glok glok ! Blog


Blogger 10yılı aşkın süredir blog kullanıcılarına hizmet vermekte. İlk kuruluş yılı 1999dan bu yana lafazan veya mutsuz insanların uğrak noktası. Ben blog dünyası içinde 2002den bu yana varım ve çeşitli bloglarda yüzlerce paylaşım yaptım. Eski bir blog yazarından şimdi size birkaç tesbit..

Blog yazarları mutsuz mu?
Günde en az 10 farklı bloga girmekte ve 10u aşkın içerik okumaktayım. Özellikle kişisel günlük niteliğinde blog yazan insanlar bloglarına tamamen mutsuzluklarını dökmekte. Anlaşılan o ki kendi sosyal yaşantılarında bir arada oldukları insanlara olan kızgınlık veya hüzünlerine bu platformda paylaşarak bir beyin boşalması sağlamayı amaçlıyorlar. Söylemeliyim ki, kimi zaman ben de aynı eğilime girdiğimi hatırlıyorum.

Peki ya mutlu bloglar ?
Ne yazık ki bu arkadaşlarım polyanna sıfatındaki ve psikolojisini baskılamış maskeli rol insanlarıdır. Çünkü psikoloji ve sosyoloji kabul eder ki genel mutluluk yoktur. Mutlu anlar vardır. İnsan genel olarak mutsuzluk eğilimindedir. Bunun dışında her daim güler yüzlü olanlar hayattaki birkaç rol modelden başka birşey değildir. Bu nedenledir ki mutsuz bloglar bana daha samimi gelmekte.. Kendi arşivime de bir göz gezdirdim ve bunu teyit ettim. Mutluluklar anlara ait, mutsuzluk ise genel yaşama..

Okuyucum az.. İnsanlar neden girip blog yazılarımı okumuyor ?
Çünkü bizim Türk insanı araştırma gücü en zayıf olan ırklardan biri. Biliyorum ki bu soruyu soran arkadaşım da, kendi blog yazmasına rağmen başkalarının bloglarına girip şöyle bir göz atmaktan aciz. Okuyun, başka fikirleri ve zihinleri anlamaya çalışın. Okumakta zorlansanızda insanlara zaman verin. Herkes edebi niteliği olan yazılar yazamayabilir. Ama karaladığı her kelime kendine aitse, ona dair birşeyler bulmak kolay olacaktır. Ne kadar farklı zihniyeti anlamaya çalışırsanız siz de o kadar ılımlı ve anlayışlı bir insan olursunuz.

Yazı niteliğinin önemi..
Tabi yazılarınızın niteliği de önemli. Ben ilk blog yazmaya başladığımda edebi niteliği olan paylaşımlar yapmaya çalıştım. Şiir, deneme, hikaye, masal, makale.. Bu blogumda da var ama tıklama ve zaman geçirme istatistiklerine baktığımda insanların mizahi içeriği olan daha yüzeysel paylaşımlarda zaman geçirdiğini görüyorum. Açıkçası bu da beni üzüyor. Birçok ünlü blog reklamdan para kazanmayı amaçladığı için de daha yüzeysel ve insanların blogda daha fazla zamanını harcamasına sebep olacak içerikler paylaşmayı yeğliyor. Dolayısıyla siz ne kadar farklı iseniz okuyucunuzda o kadar farklı ama az olacaktır.

Peki şu izleyici olayı ne ola ki? Benim izleyicim de az.
Bir bloga izleyici olduğumuzda, eğer o bloga bir içerik yüklenirse bloger'ın kumanda panelinde hemen izlediğimiz bloglara ait yeni yazıları görüyoruz. Veya google reader'ımız üzerinden aynı şekilde yeni paylaşımlara ulaşabiliyoruz. Fakat açıkça söylemeliyim ki izleyici sayısının bir önemi yok. Çünkü insanlar sırf kendi izleyici sayılarını arttırabilmek için yüzlerce bloga üye oluyorlar ve bu da onların okuma panellerine günde onlarca yazı girmesine neden oluyor. Bu durumda da kişi belkide sizin yazınızın başlığını bile görmeden yazının diplere gömülmesine neden oluyor. Blog izleyiciliğinde şu atasözünün öngördüğü kural geçerli; "eşek eşeği ödünç kaşır." Kafaya takmayın. Blogunuzda samimi ve kendi özniteliklerinize uygun dostlar bulmak önemli.

Yorum olayına ne diceksin bakalım..
Yazılarım yorumsuz kalınca yazasım gelmiyo diyen arkadaşlar tanıyorum. İşte dananın kuruğu zaten burada düğümleniyor. Yorum almak en zor iştir. Bir kere önce içeriğiniz kolay yorumlanabilen bir içerik olmalı. Ama bazı bloglar (ben dahil) öyle anlaşılmaz ve kendilerine has edebi cümleler üretiyor ki yorumlamak imkansız. Ben bile (bu ne kibir böyle) yorumlamakta zorlanıyorum. Ve ben bile derken okuduğum 700kusur kitaba sırtımı dayıyorum. Fakat içeriğinin kolay yorumlanabilir olmasına rağmen yorum alamıyorsa burada da atasözümüz geçerli; "eşek eşeği ödünç kaşır." Siz gidip yorum yapacaksınız ki onlar da gelip size yapacak. Ama bazen oluyor, siz adama yorumlar yapıyorsunuz adam lutuf edip te sizin blogunuza dönüp te bakmıyor. Blogculukta her şey mübah ve aynı zamanda mekruh..

Son olarak..
Benim yorumcularımın çoğu eski dostlarım. Eski bloglarıma ait izleyicilerim. Yeni versiyon blog yazarları oldukça kapalı kutu. Misafir ağırlamayı beceremedikleri gibi, misafir de olamıyorlar başkalarına. Bir de bazı yalnızlıktan hoşlanan bloglar var. Sanki evde günlük tutar gibi. Onlara lafım yok ve saygım sonsuz.. Yine de okumayı seviyorum. Ve biliyorum ki benimle aynı düşüncelere sahip insanlar bir yerlerde beni okuyor..

Anıl Özer

27 yorum:

  1. çok gıymetli konulara şıppadanak bastığın parmağın ömrü uzun olsun yeğen!

    YanıtlaSil
  2. Ktılıyorum.Çok tembel bir ırkız neyazık ki.

    YanıtlaSil
  3. Utopia..23/1/12

    Ne varsa eski izleyicilerinde var dostum. İyi bak bize. Senin elini hiç bırakmadık. Blog Psikonevroz, blog Şapşal Koala ve şimdi.

    YanıtlaSil
  4. Edebiyat bloglarının işi zor. Hele kişisel edebiyat bloglarının işi daha da zor. Ama görüyorum ki siz aralara farklı konularda katıştırmışsınız. Arşivinizi inceledim oldukça güzel..

    YanıtlaSil
  5. Utopia ya katılıyorum. :) Kıçımızı kaldırabilsek biz de eskisi gibi yazacağız ama.. Sen yine de iyi bak bize. Eski izleyicilerine.. :))

    YanıtlaSil
  6. Kuzey Işığı'ndan selamlar..
    Hepimizin zamanında takıldığı konular. Sen hiç bıkmadan yazdın Anıl. Onca sıkıntılı dönemlere rağmen vazgeçmedin. Tabi Selen ve Tuna'nın desteği yoksayılamaz ama sen ve yazıların ayrı bir yer tutuyor bazı dostların için. Ama hatırlıyorum çok eskiden başka bir ruh vardı yazılarında. Özellikle kısa hikaye ve denemelerinde. Sanki artık aynı ruh yok gibi. Sanki artık sırf yazmış olmak için yazıyorsun.. :(

    YanıtlaSil
  7. Evrim23/1/12

    "Sırlarım olmaz iniltilerimden uzak, her göz etmez fark işitmez her kulak." Mevlana'nın bu beyitini sen de kullanmıştın bir yazında. Bu beyit her şeyi anlatır dostum. herşeyi...

    YanıtlaSil
  8. "eşek eşeği ödünç kaşır."
    Zuhaha ilk defa duyduğum ve tamamiyle onayladığım bi atasözü oldu.. :)

    YanıtlaSil
  9. Biz de birbirimize değer vermek için aylar geçirdik dostum.. Kolay olmuyor yazanı anlamak.. Kolay olmuyor ona uygun yorumla hitap etmek.. Sen söylemiştin ya duyulmamak ile dinlenmemek arasındaki farkı.. Sen yazmıştın ilk önce.. Sonra dostluklar geldi, birbirini duyan ve dinleyen insanların birlikteliğinden.. Fikrimizi ve zihnimizi vardik satırlara, dostluğun aykırı, sevginin ise imkansız olduğu bu değersiz dünyada..

    YanıtlaSil
  10. @Selen Özdemirİşte bir Selen şiirselliği... Neredesin aykırı yazar... Nerede yazıların..

    YanıtlaSil
  11. Burcak Gürsoy23/1/12

    Doğru tesbit.. Aman yanlış yönelimlerre girme arkadaşım. Sen değerli bir kişisel edebiyat blogusun.

    YanıtlaSil
  12. @EcehanSeni burada görmek ne güzel Ecehan. Bu konulara profil resminde dilini çıkaran Einstein gibi umursamaz tavırlarla ama önemseyerek yaklaşmalı galiba.. :)

    YanıtlaSil
  13. @Alper BaysalAlper hoşgeldin! Tembellik DNAmızın ilk ve en baskın kodu olsa gerek.. :)

    YanıtlaSil
  14. @Utopia..Utopia sizlerin değeri pahabiçilmez benim için. Neredeyse ezbere bildiğiniz yazılarım bile var ve bu beni çok onurlandırıyor.

    YanıtlaSil
  15. @Burcuİlgi ve beğeniniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  16. @Tuna ASLANTURKSen Türkiye'ye bi gelde dostum.. Sana çok güzel sürprizlerim olacak.. :)

    YanıtlaSil
  17. @Aurora (Kuzey Işığı)Aurora.. Uzun zamandır bu ismi görmemiştim ve görünce çok şaşırdım eski dotum. Haklısın. O ruh hiçbir zaman eskisi gibi olamaz. Zira yazmanın anlamsızlığını farketmiştik beraber hatırlarmısın..

    YanıtlaSil
  18. @EvrimHaklısın Evrim.. Kendi yazım ama unutmuşum.. Bak bu blogumda da varmış..

    http://ozeranil.blogspot.com/2011/08/fslt.html

    YanıtlaSil
  19. @cnrcvsEn doğru yönelim yapan atasözlerimizden Caner.. Hayat felsefesi edinmek lazım mutsuz olmamak için.. :))

    YanıtlaSil
  20. @Selen ÖzdemirYıllarca okuduk yazdığımız satırları,
    düşmanları bile yok saydık satırlamızın hatrı.
    Kim derdi ki susacak bu yazar,
    Hüznün esiri olmuşken yaşlanan duvarlar..

    Sen yaz Selen, hep yaz..

    YanıtlaSil
  21. @Burcak GürsoyBoşver burçak.. Artık geyik muhabbetleri yayınlayalım. Anlaşılmazlıktan sıkıldım. Ama arada yine yazarım denemeleri.. Duramam ki yazmadan..

    YanıtlaSil
  22. @Aurora (Kuzey Işığı)Hem de ne farkediş.. Bu blogda daha önce hiç yapmadığın bir hata var ama.. Onu sana ayrıca bildireceğim..

    YanıtlaSil
  23. @Aurora (Kuzey Işığı)Tamam eski dostum. Düşüncelerini değerlendireceğim. Ama bu defa farklı bir durum sözkonusu..

    YanıtlaSil
  24. izleyici sayısı tabiki önemli insan her yeni izleyici de mutlu oluyo :) ancak bu izleyiciler yazılanları okumuyorsa izleyici sayısı da bir şey ifade etmiyor. yazdığım bazı yazıların okunmasını önemsiyorum bazılarını ise sırf kendim için yazıyorum. blogumdan memnunum. bu yazı sayesinde de içimi döktüm resmen :)

    YanıtlaSil
  25. @yeşiLYeşil hoşgeldin :) Düşüncelerini paylaşmana sevindim. Hemfikir insanları birarada görmek çok güzel :)

    YanıtlaSil
  26. @A.ÖzeR
    hoşbuldum :) bu güzel blogu takip etmek de güzel :)

    YanıtlaSil
  27. Yerinde bir tespit olmuş. :)

    YanıtlaSil

 

Anıl Özer | Kişisel Weblog. © 2010-2018 Tüm Hakları Saklıdır. | Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi | İletişim