Mutsuz Palyaço

16 Ekim 2011


      Her bir yeni güne, daha mutlu uyanmaya çalışmak.. Emin olun ki gereksiz bir çaba.. Her seferinde kendime söz veriyorum.. "Birdaha bloguma hüzünlü bir yazı girmeyeceğim" diye.. Her seferinde ise bu sözümü yutup tekrar hüzünlü yazılar giriyorum.. İş bu nedenle kendime olan saygımı da çoktan yitirdim..
      Hayattan çok üstün nitelikli yaşanmışlıklar beklemiyorum.. Basit şeyler.. Ama çevremizde duran insanlar ne kadar da karakterlerimizi yargılamaya meyilli.. Kişi karşınıza geçip, rahatlıkla size ait olan karakteri aşağılayabiliyor.. Halbuki biz sadece basit istekler ve kibar eğilimlerle başvuru yapıyoruz onlara.. Konuştuklarımız karşılığını aşagılama, kızma, tasvip etmeme gibi sert ve sıkıntılı tavır ve davranışlar ile alıyor.. 
      Kibarlığımızı kullansakta derdimizi anlatamıyorsak insanlara ve sadece "kendi hayatını yaşayan"lar ile çevrelendiyse etrafımız, elimizden ne gelir.. 
      Bizim de kendi hayatımız var.. Biz nasıl size dahil olmaya çabalıyorsak, buyrun gelin siz de bize dahil olun.. Bizim nitelik ve özniteliklerimizi yargılamayın, sevin, beğenin, basın bağrınıza.. Kötü olsada, çocukça olsada kabul edecek büyüklüğü gösterin.. Herkes reddetmeyi becerir ve asıl olan meziyet, neyazık ki reddetmek değil..
      Pragmatist olmak basittir.. Şöyle der pragmatzim; "fardalı olan şey vardır, faydasız olan şey ise yoktur." Eğer siz de bizlerin hoş ve güzel yanları beğenip var sayacaksanız ve hoş olmayan özelliklerimizi yok sayıp, yargılayacaksanız bu pragmatist olduğunuzun bir göstergesi olacaktır..
      Gerçek ve dürüst olmaya çabalayan insanlarız.. Ama toplumun bizi ittiği nokta gerçeklikten uzak.. Rol kesmek zorunda olduğumuz diyarlara sürükleniyoruz çoğu zaman.. Mutluluk rolü yapıyoruz, çünkü bizden beklenen bu.. Yalan gülümsemeleri becerebilmek hoş bir meziyet olsa gerek ama biz oyuncu değiliz.. Hiçbir zaman olamadık.. Beceremedik ki.. Gerçek olmak, en azından gerçek olmaya çalışmak özeldi bizler için.. Ama kendi gerçekliğimiz ile yargılanmak acı verdi.. Olanı göstermek, aşağılanmak için yetti.. Halbuki basit yönelimler ve tasarlanmamış hisler ve isteklerdi..
      En nihayetinde son sözü sevgili Ecehan söyledi; "Bu kadar hikayenin içinde, gerçek olmak ne mümkün.."

Kapanış cümlesi için yaptığım alıntıdan dolayı Ecehan'a teşekkürler.. Anıl Özer

19 Yorum

Hüzünlü olduğun zaman daha iyi yazabildiğini biliyorum ama bu hiç adil değil dostum.. Çok insan için özel bir adamsın ama seni özel hissetmeyenlerin özeli olmaya çabalıyorsun..Bu gerçekten adil değil..

Tabiki de ikinci yorum benden..

Yıllar önce bir anahtar vermiştin bize.. Şöyle demiştin.. ""Karşınızdakini kafanızda zirveye oturtun.. Tüm kötü niteliklerini yoksayın.. Sadece iyileri görün.. İşte bu mutlu olmanın anahtarı.. Tabi karşınızda duran kişi de, sizin için aynı methodu uygularsa..""

Ya uygulamazsa demiştim sana.. Sen de şöyle demiştin.. "Kaçabilecek gücün varsa, bir dakika bile durma.."

Hiçbirimizin, hiçbir zaman gücü olmadı.. Olmayacak.. Kabullenen her zaman biz olduğumuz için...

Yazdıklarını seviyorum dostum. Her ne kadar hem beni, hem de seni üzsede..

Utopia..
16/10/11

Hayallerimiz ve beklentilerimiz vardı. Hepsi umutsuzluklar ile sonuçlandı. Sim gibi ben de senin eskiden bizler için söylediğin cümlelerden söyliycem sana...

Bir gün çok mutsuzdum ve blogumda sayfalar süren uzun bir yazı yayınlamıştım. Değer verip hepsini okumuşsun. Her bir cümlem için ayrı ayrı yorumlar yapmıştın ve o gün beni "beklemediğim bir mutluluğa" sürüklemiştin.

Ben senin gibi becerikli bir yazar ve konuşmacı değilim. Senin gibi muhabbet adamı hiç değilim. Ama senin verdiğin değerin minnetini ve vafasını hissedenlerdenim. Buradaki herkes öyle. Eskiden omuz omuza yazmıştık. Sen bizi her daim destekledin. Reklamlarımızı yaptın "blog psikonevroz"da. Yorumsuz bırakmamaya çalıştın hep bizi. Her bir yazımızı değerlendirdin ve irdeledin derinlemesine. Selen, sim, caner, serdar, evrim, antares ve daha nicesi senin elinden doğmadı mı.. Hepsi senin desteğinle blogcu olmadımı.. Bizlerin birbiriyle ilgilenmesini bile sen sağlamadın mı o dönemde? Cümle sonlarımızdaki iki nokta bile senin eserin..

Ne iyi bi dostsun ve ne iyi bi adamsın. Sen neden hakkını bulamazsın..

Şimdi senin bana hatırlattığın bir hadis-i şerif i sana hatırlatıyorum.. "Dünya iyiler için bir cehenmem, kötüler için ise bir cennet niteliğindedir"

Seni sevenler var.. Aydın'a gel dediğin anda, koşup yanına ulaşacaklar var.. Sen de biliyorsun..

Arada hüzün yakışır insana..ama her zaman olmasın..yaşamla şakalaşmayı sürdürüp,oyun da oynayalım..neşelenelim di mi?..:)

Utopia..
16/10/11

Farkındaysan sen yamayı bıraktığın zaman, biz de darmadığın olmuştuk.. Bizi tutan güç sendin hep.. Şimdi ise bizim elimizden senin için hiçbirşey gelmiyor.. Üzücü olan bu..

etrafımızdakiler için yaşamadığımız gün kendimiz için yaşadığımız gündür ...
bir de şu var ki ...
"söylediklerimizden bir tek biz sorumlu olsaydık , duyduklarımızdan sorumlu olmazdık ..."
sen iyi birisin.. ama "hayat iyi olanları hiç rahat bırakmıyor "

Antares
17/10/11

Ben Antares.. Namı değer Akrep Yüreği.. Senin koyduğun isim ve birbiri için özel olan iki insan...

Sen kendi etiketinin ve niteliklerinin insanları nasıl aşağılayabileceğini farkında değilsin.. O seni aşağılayan, beğenmeyen ve karakterini kendine uygun yorumlayıp alaşağı edeni (her kimse), tek bir hamlen ile yerin dibine gömecek bir adamsın.. Daha önce gözlerimizin önünde yaptın.. Hatırlarmısın "blog psikonevroz"da 2005te..

Ama biliyorum ki, innsanlara değer verdiğin için son ana kadar dayanmaya çabalıyorsun.. İstek, dilek ve beklentilerin için hep savaşıyorsun.. Kazanamayacağını anladığın gün, karşındaki insanın yerinde olmak istemezdim..

Anıl Özer'i tanıyan herkesin hayatında bir imzası vardır.. İyi yada kötü.. İsmi silinemez.. İyi imzalaardan almaya çabalamak lazım.. Çünkü Anıl'da iyi imzalardan çokça var..

17/10/11

Hüzün sende güzel de duruyor aslında. Sadece hüzünlerine fazla takılma kardeşim. Hüzünlü olmak ile hüzünlü yaşamak arasındaki farkı farket. bknz: muharrem uslu :))

17/10/11

Ne kadar kötü düşünce varsa içimizde,gerçekleştiğinde böyle olacağını biliyordum zaten deriz hep. Bu yüzden negatif düşünceleri,insanları yok edelim.Bize zarar veren,olumsuz etkileyen insanlara ihtiyacımız yok çünkü. Olmamalı da zaten. Pozitif düşünüp pozitif yaşayalım.Ben yaptım,şimdi o kadar huzurluyum ki...

17/10/11

Seni, çok keyifle okuyorum, bilesin ;-)Ne güzel neredeyse aynı frekanslarda olan insanları bulabilmek, okuyabilmek, dinleyebilmek...

17/10/11

Selen; Bu dünyada adalet aramak salakça olur zaten.. :)

Sim; Zirveye oturtmak kolay, zirveye oturmak zor.. :)

Tuna; Ben de seni seviyorum :)))

Utopia; Benim için ne değerli olduğunuzu zaten biliyosun.. Az şeyler yaşamadık.. Benim için böyle uzun uzadıya yorum yapman bile özel.. İyiki varsın..

Crazywomanrosemary; neşelenelim.. Evet.. Zor ama ya.. :))

Biyazıpçıkıcamzaten; "söylediklerimizden bir tek biz sorumlu olsaydık , duyduklarımızdan sorumlu olmazdık" bir süre tekrarladım.. Bu söz nereye varıyor anlamaya çalıştım.. :) Ve aslında iyi bir adam değilim.. :)

Antares; namı değer akrep yüreği.. Pohpoh bunlar.. :) Teşekkürler ama kraldan çok kralcı olmasın.. :) Aman ha..

Muko; o farkı yakın dostumuz "x" nedeniyle biliyorum :))

Cherry; hoşgeldin blogumuza.. Negatif yüklendik ya.. Negatif düşünüyoruz o nedenle.. İyon işte bir nevi.. :))

Ecehan; Sen ve senin blogun özel zaten :) Biliyosun..

güzel yazıyorsun...
mesela sesin de güzel.. aynı anda iki enstrüman bile çalabiliyorsun (videonu izledim )
benim tutmayı becerebildiğim tek şey elimdeki kalem..
mesela senin sayende sosyalleştim ben .. bak iletişim bile kurabiliyorum .. ( ki onu da pek beceremiyorum )
yani başkaları ne düşünür bilmem ama benim için iyi birisin.. ve sırf bu yüzden bile sevebilirim seni .. ki ben çok sevmem kimseyi ..

18/10/11

Beyaz bahçe(bi yazıp çıkıcam zaten)...

İlgi alanlarım dahilinde, birşeyler yapmaya çabalıyorum.. Hem yazarlık, hem de müzzisyenlik konusunda oldukça amatörüm aslında.. Ama kendimi ifade edebildiğimi düşünüyorum..

Meziyetler sadece somut sıfatlarla ölçülmez.. Elindeki kaleminden başka, çok değerli nitelik ve özniteliklere sahip olduğuna eminim. Kendine haksızlık etme sakın..

Benim sayende sosyalleşmek..?? Ben buna katılmıyorum.. Çünkü hepimiz blog yazmaya başlarken, birgün birinin okuyacağını bilerek yazdık, okunsun isteyerek yazdık.. Sakın aksini söyleme.. Çünkü gidipte defter ve günlüklere gömülmedik.. Geldik ve internetten medet umduk..

Sosyalleşmeyi becerememek söylemine de katılmıyorum.. Sadece anlaşılması zor insanlardansın.. Her yazını anlayabilmek için (kendimce anlam verebilmek için) en az üç defa okuyorum..

Ve ayrıca betimlemelerine bayılıyorum.. Sana o nedenle "an ve durum betimlemelerinin prensesi" dedim.. Tabi sana sıfat yakıştırmak belki haddim değil ama..

Sevgi meselesi ile ilgili daha öncede ufak bişeyler söylemiştim.. Hiçbirimiz sevgisiz değiliz.. Sadece o kadar savruk davrandık ve o kadar haketmeyenlere dağıttık ki, şimdi mevcut kalan son damlaları, idareli kullanmak ve gerçek hakedişleri keşfetmek istiyoruz. Bu nedenle de ağır aksak davranıyoruz..

O nedenle "ben çok sevmem kimseyi" deme sakın..

18/10/11

Bu arada yorumu yaparken bir kere bile gülümsemediğimi farettim.. Biraz kasvetli olmuş. :)))

18/10/11

gerçekten insanlar için bukadar zormudur la diğerlerini olduğu gibi sevmek. sevmekten kasıt aşk değil !!

bu sevgi konusunu açayım;
hani severiz ya reelde..genelde,hep,sebep, neden,amaç,araç,ötürü vardır içinde sevişimizin.. sorarım sana bunlarsız sevdik mi ??
bunlarsız seviyorum işte ben bloglarda..bu da benim için önemli.. çünkü hep bir sebep dayatılarak sevmeyi öğrettiler bize.bu bizim suçumuz değil.yani bu benim suçum değil.ama bile bile devam edemem suç işlemeye diyerek bir yol çizdim kendime..ondan dedim kimse için yazmıyorum..kendime yazıyorum.. zaten kendime yazdığım için belki de seviyorsun betimlemelerimi..
hayat tek kişilik değil biliyorum..tek kişi değilim ben de reelde.. asosyal biri gibi gözükmek istemem.ama biri de sebepsiz sevsin istiyorum .. ben sebepsiz sevebiliyorsam !!
(not:sayfanı çok işgal ettim kusura bakma.. sevgiyle kal..güzel yazılarını bekliyorum ayrıca..)

18/10/11

Muko.. Dostum.. Olduğu gibi sevmek zor olan.. Üstelik muzdarip olmama rağmen, aynı hatayı ben de yapıyorum..

bi yazıp çıkıcam zaten.. Demek istediğini anladım.. Benim problemim ise kendime yazamamak.. Birileri okumaz ise, birileri değerlendirmez ise, yazamam.. :(
Ayrıca asosyal biri olmadığını biliyorum. Hepimizin gerçek hayatında, sosyal yapısına uygun arkadaşları var. Ama seninde benim gibi, kendine ait çevrede, hiçbir şekilde dile getirip paylaşamadığı derin düşüncelerin olduğunu düşünüyorum. Blog.. İşte o nedenle blog.. Konuşamadıklarımızı yazmak için..
Sebepsiz sevebilmek.. :) Bu büyük bir istek.. Çok büyük bir temenni.. Sen sebepsiz sevebiliyorsan yüce bir kimliğe sahipsin.. Ben sebepsiz sevemem.. Ama ilk keşfeden ve ilk tanımlayan olurum hep.. Benim isteğim ve beklentim ise, sebepli de olsa, ilk evvela keşfedilmek değerlendirilmek ve ilk evvela sevilmek.. :)
"Takıntılı, tuhaf düşüncelerin adamı" diyorum kendime.. Arkadaşlarım ise "Dünyanın en duygusal mühendisi" diyerek dalga geçerler.. Duyarsız ve odun olabilmek en büyük hayalim.. Ayrıca ne demek işgal etmek.. Paylaşabildiğimiz ölçüde varız.. Sayfamda yorum denetimi bile yok.. İsteyen gelip sövebilirde.. :)
Çok konuştum.. Demek ki ihtiyacım varmış.. Teşekkür ederim değerli yorumların için.. Sevgiyle kal..

19/10/11

Anıl.. kardeşim.. bence olduğu gibi sevmek değildir zor olan. Aslında olanı severiz de insan olmanın verdiği içgüdüyle (her zaman yaptığımız veya bize yapılan gibi) yetinmeyip daha çok sevmek için değiştirmek isteriz diğerlerini.Kendi tornamızdan çıksın, biz nasıl istersek öyle olsun isteriz. En sonunda bir bakarız etrafımızda karşı görüş belirtebilecek veya bize farklı bakış açıları kazandırabilecek kimse kalmamış. Veeeee sıkılırız...

Yorum Gönder

 
Web Analytics
Creative Commons Lisansı Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net